Palm House, Schönbrunn

Palm House, Schönbrunn

Schönbrunn Sarayı’nın beni en çok etkileyen kısmı şüphesiz, benim muhteşem botanik bahçesi diye tanımladığım Palm House’tu. Başta girsem mi girmesem mi diye ikilemde kaldığım, sonra içerideki o doğal ortamı görmeden dönmek istemediğim için hemen bilet aldığım ve sonrasında iyi ki girmişim dediğim yer burası.

Avrupa kıtasında kendi türünün en büyüğü olan bu botanik bahçeye girdiğiniz anda kuş sesleri sizi karşılıyor. Dışarıdaki rüzgar sesinden, insan sesinden uzak bir dünyaya geçiyorsunuz. Sadece siz doğayla eğlenmeye başlıyorsunuz. Ço az kişinin ziyaret ettiği bir yer olduğu için içerisinde gezerken en fazla 10-15 kişi bir arada bulunuyor yani çoğunlukla bu mükemmel ortamda 1-2 kişiyle yapacağınız bir gezinti size son derece huzurlu hissettirebilir. Kuş seslerinin ardından yemyeşil yapraklar karşılıyor, bazı yerlerde kabaklar, diğer köşelerde çiçekler ve çok daha fazlası.

Normal iklim bölgesinde çok renkli bir ortama tanık olurken sol tarafınızdaki beyaz kapıdan içeri girdiğinizde daha soğuk bir iklim karşılıyor sizi. Kuş sesleri hafif azaldığı gibi havanın derecesi de biraz düşüyor. Bu değişimi yürürken hissetmek öyle farklı öyle inanılmaz ki yaşadığınızda bana hak vereceğinize eminim. Ben şaşkınlıktan yüzümde oluşan anlamsız gülümsemeye karşı koyamadım. Gerçekten muhteşem hissettirmişti bu bahçe bana. Tabii soğuk iklim olmasından dolayı da sevgimin fazla olması normal, bir kış çocuğu olarak. 🙂

Ana girişin sağ tarafındaki kapıdan geçtiğinizde ise yapmur ormanlarında olan iklimle birlikte oldukça sıcak bir hava karşılıyor sizi. İtiraf ediyorum diğer kısımlara göre burayı daha çabuk gezdim çünkü aşırı nemli ve derecesi çok yüksek bir ortamdı. Haliyle ben sohbaharda gidince, kazakla gezerken bu kısım pek keyifli olmadı. Ama yaprakların üzerindeki su damlalarından tutun, upuzun ağaçlara kadar her şey öyle güzel düşünülmüş ki şaşırmamak imkansız. O iklime ait bitkileri burada, bu denli iyi bir şekilde muhafaza edebilmek gerçekten çok emek isteyen bir şey.

Oldukça özenli bir bakıma sahip olan Palm House’u gezerken beyaz döner merdivenler en çok ilginizi çeken şeylerden biri olabilir. Zamanında Prenses Sissi’nin bu merdivenlerden çıkıp yukarıdaki saksı bitkilerine baktığı zamanları gözünüzün önüne getirmeye çalıştığınızda tarihin verdiği ihtişam yüzünüzde yeniden bir gülümseme oluşturabilir. O zamanlarda yaşamayı her zaman çok istemişimdir, umarım yalnız değilimdir. Merdivenlerin neredeyse hepsine çıkmak yasak, zaten önerinden kilitler var. Sadece saksı bitkilerinin bakımı yapılırken çıkanlar oluyormuş onun dışında hem biraz tehlikeli olduğundan hem de küçük bitkilere zarar gelmesini istemediklerinden genellikle kilitli tutuluyor ziyaret saatlerinde.

Buraya Palm House demelerinin sebebi kesinlikle orta kısımda ve diğer taraflarda yer alan uzun bir dolu palmiyenin yapının en üst noktasına ulaşacak şekilde yer alıyor olması. Yürürken kafanızı kaldırıp yukarı baktığınızda harika bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz. Aralardan vuran güneş, farklı boyutlarda palmiyeler ve güzel yaprakları sonrasında yeşilin büyüleyen tonları, burayı sevmemeniz mümkün değil! 🙂 Yazarken tekrar orada olmak istedim desem yeridir.

Palm House yani botanik bahçeleri sadece bu üç görkemli kısımla sınırlı değil aslında tam karşılarında ayrı bir bölümde çöl iklimini konu olan bir kısım da var. Buranın iklimi diğerlerinden çok farklı ve daha az yeşillikli olduğundan ayırıp bambaşka bir ortam yaratmanın daha güzel olduğunu düşünmüşler. Burası için ayrı bir bilet almanız gerekiyor. Tek başına kocaman bir yeri kaplayan bir bahçeyi ilgisi olanlar ziyaret edebilir ben bahçede daha fazla zaman kaybetmemek adına gezmedim. Eminim orası da en az diğerleri kadar büyüleyicidir.

 

IMG_4975

IMG_4820

IMG_4882

IMG_4789

IMG_4853

IMG_4896

IMG_4958

IMG_4928

IMG_4967

IMG_4855

IMG_4788

IMG_4810

IMG_4784

PAYLAŞ

Benzer Yazılar
0 Yorum

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir